İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği
Ana Sayfa arrow Güncel Haberler arrow Yeni Bir Yıla Girerken... Çarşamba, 10 Mart 2010
Ahilik Kültürü
ahilik
 
Yeni Bir Yıla Girerken... Yazdır e-Posta
z.m.yeni

İESOB Başkanı Sn. Zekeriya Mutlu’nun 2009 Yılı Değerlendirmesi, İzmir Esnaf Teşkilatının 2010 Yılı Beklentileri...

 

Esnaf sanatkarlar açısından ekonomik tabloya baktığımızda, 2009 yılının oldukça sıkıntılı geçtiği görülmektedir. Ancak sıkıntıların 2009 yılı ile sınırlı kaldığını söylemek yanlış olacaktır.

 

Türkiye 2007 yılından itibaren ekonomisinde durgunluk yaşamaktadır. 2008’in son aylarında patlayan ve 2009 yılında da tüm dünyada etkisi hissedilen küresel kriz ile Türk ekonomisinin durumu biraz daha ağırlaşmıştır. 

İstikrarsızlık en büyük etken…

 

2007 yılında pek çok seçimin yaşanması, yatırımları ve genel üretim potansiyelini olumsuz etkilemiştir. Böyle bir ortamda işsizlik sorunu doruğa çıkmış, pek çok sosyal sıkıntıyı da beraberinde getirmiştir.

 

Sürekli seçim atmosferi içinde yaşayan, istikrar arayan bir ülkenin ekonomisinde bu çeşit sıkıntıların yaşanması doğaldır. Bu süreçte işletmeler yatırım yapmaktan kaçınmış, üretimlerini sınırlamış, yeni işçi almamış hatta mevcut çalışan kadrosunu azaltmaya yönelmişlerdir.

 

Uzun vadeli krediler…

 

Piyasaları, özellikle esnaf sanatkarları boğan ekonomik durgunluğun bir başka nedeni de, uzun vadeli düşük faizli krediler olmuştur.

 

Tek parti iktidarında, enflasyonun tek haneli rakamlara inmesi ile kredi faizlerinde de önemli düşüşler görülmüştür. Bu ortamdan yararlanmak isteyen insanlar, uzun vadeli araç, tüketici, konut kredileri ile geleceklerini adeta ipotek altına almışlardır.

 

Bunun yanında, geliri orta veya alt seviyede olan insanlar da dahil olmak üzere, toplumun çoğunluğu farklı bankalardan, ikişer üçer kredi kartı kullanmaya başlamışlardır.

 

Kredi kartlarının hesapsızca kullanılması, geri ödemelerin sağlıklı yapılamamasına, yüksek faizli kart borcundan kurtulmak isteyenlerin yeni borçlanmalara gitmelerine neden olmuştur.

 

Satın alma gücü düştü…

 

İnsanlar artık gelirlerinin önemli kısmını banka borçlarının geri ödemesine ayırmakta, zorunlu ihtiyaçları dışında her türlü harcamadan kaçınmaktadırlar. Bugün toplumu oluşturan her üç bireyin ikisinin bankalara kredi borcu bulunmaktadır.

 

Geleceğe güvenle bakamayan insanların tüketimlerini kısması, memur, emekli, köylü gibi kesimlerin satın alma gücünün düşmesi, doğrudan halka mal ve hizmet sunan esnaf sanatkarları da iş yapamaz hale getirmiştir.

 

Dış etkenler…

 

Öte yandan, dünyada hızla yaşanan değişimler, teknolojik gelişmeler de kesimimizi olumsuz etkilemiştir. Çeşitli nedenlerle teknolojik gelişmeye yeterince ayak uyduramayan işletmelerin iş potansiyelleri düşmüştür.

 

Üretmeden, alın teri dökmeden yapılan tüketimlerden kaynaklanan küresel krizin Türkiye’ye yansımalarında da, en fazla yarayı esnaf sanatkarlarımız almıştır.

 

Bugün esnaf yanında çalışan elemanın haftalığını ödeyemez noktaya gelmiş,  Kemeraltı, Alsancak gibi önemli ticari merkezlerde satılık, kiralık işyerleri artmış, sanayi sitelerinde boya kokusu alınmaz, çekiç sesi duyulmaz olmuştur.

 

Rakamlar endişelendiriyor…

 

Resmi rakamlar, 2009 yılının ne kadar durgun ve sıkıntılı geçtiğini göstermektedir.

 

2008 bütçesinde 222 milyar lira harcama yapılırken, bütçe gelirleri 204 milyar lira ile sınırlı kalmıştır. Yani 2009 yılı,  18 milyar liraya yakın bütçe açığı ile başlamıştır.

 

2009’un ilk çeyreğinde ekonomi yüzde 14,7 gibi çok yüksek bir oranda daralmış, ikinci çeyrekte yüzde 8, üçüncü çeyrekte yüzde 3,3 oranında küçülmüştür. Kilit sektörlerde ise yüzde 5’e yakın küçülme yaşanmıştır.

 

Esnaf ve sanatkara ait işyeri sayısı bir önceki yıla göre yüzde 18 oranında yükselmiş, ülke genelinde İŞKUR’a yapılan başvuruların sayısı bir önceki yıla göre yüzde 36 oranında artmıştır.

 

Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre Türkiye genelinde işsizlik oranı yüzde 11’lere çıkmıştır. İzmir’de durum daha da vahimdir. Yüzde 11,8’lik değerle İzmir’deki işsizlik oranı Türkiye ortalamasının üzerine çıkmıştır.

 

Esnaf sanatkarlarımız bu şartlar altında 2010 yılına da umutla bakamamaktadırlar.

 

Esnafın kriz reçetesi…

 

Hükümet vakit geçirmeden ülke ekonomisini rahatlatacak tedbirleri almalıdır. Bu önlemler planlanırken, desteğe en fazla ihtiyaç duyan küçük işletmelerin sıkıntılarını gidermek de öncelikli olmalıdır.

 

Şüphesiz küçük işletmeler de bu zor dönemde kendilerini revizyondan geçirmeli, hizmet ve üretimlerinde kaliteyi artırmalı, uzun vadeli ve dövize endeksli borçlanmalardan kaçınmalıdırlar.

 

Ülke yöneticileri de Anayasamızda da öngörüldüğü gibi ekonomik zincirin en zayıf halkası esnaf sanatkarların yanında olmalı, bu kesimi desteklemelidir.

 

İESOB, ekonomik durgunluğun giderilmesi için bazı öneriler geliştirmiştir.

 

Bu önerileri özetlersek;

 

-Ekonomi gündeme alınmalı. Son üç yıldır Türkiye’de yaşanan durgunluk katlanarak büyümesine rağmen, ülke yöneticilerinin gündemini sadece siyasal konular ve soyut kavramlar meşgul etmektedir.

 

Türkiye’nin önceliği ekonomi olmalıdır. İlk adımda ülke yöneticileri ile esnaf temsilcilerinin bir araya geleceği samimi platformlar oluşturulmalıdır. Tüm siyasiler, TBMM üyeleri, yerel yönetimler, geniş halk kitlelerinin ekonomik sıkıntılarının azaltılması için mesai sarf etmelidirler.

 

-Üretim maliyetleri düşürülmelidir. Türkiye’de akaryakıt, elektrik gibi üretim girdileri oldukça pahalıdır. Üretime ivme kazandırılması için önce girdi maliyetleri düşürülmelidir.

 

-Yerli malı özendirilmeli. Tüketiciler ihtiyaçlarını giderirken yerli malını tercih etmelidirler. Türk malını tercih etmek bir seçenek değil, mecburiyet olmalıdır. Yerli malının tercih edilmesi, genel üretimi ve istihdamı destekleyecek bir unsur olacaktır.

 

-Kayıt dışı önlenmeli. TUİK verilerine göre, Türkiye’de yaklaşık 22 milyon çalışanın yarısından fazlası kayıt dışıdır. Kayıt dışı ile mücadeleye daha fazla önem verilmeli, mükellef tabanı genişletilmelidir.

 

-Resmi ödemeler ertelenmeli. Özellikle küçük işletmelerin vergi, sosyal güvenlik primi gibi devlete yapacağı ödemelerde kolaylıklar sağlanmalıdır. Borçlar uzun vadeli, faizsiz ya da düşük faizli olarak taksitlendirilmelidir.

 

-Kredi imkanı artırılmalı. Bankaların küçük işletmelere daha kolay kredi vermelerini sağlayacak tedbirler alınmalıdır. Yabancı sermayenin Türk Bankacılık sistemindeki ağırlığı göz önüne alınarak, bu konuda kamu bankaları devreye sokulmalıdır.

 

-Meslek eğitimi önemsenmeli. Meslek eğitimi ülkelerin kalkınmasının tek çaresidir. Ülkemizde meslek eğitimi tercihi, gelişmiş ülkelere nazaran daha düşüktür. Türkiye’de meslek eğitimi yaygınlaştırılmalı, özendirilmeli, esnaf teşkilatlarına daha verimli meslek eğitimi verebilecekleri imkanlar sağlanmalıdır.

 

-Ar-Ge desteği. Yanında 50 kişi çalıştırma zorunluluğu nedeniyle, Ar-Ge Teşvik Yasası’ndan yararlanamayan küçük işletmelere yönelik yeni çalışmalar yapılmalıdır. Ar-Ge desteklerinin meslek odaları kanalıyla verilmesini sağlayacak düzenlemeler hayata geçirilmelidir.

 

-İstihdam özendirilmeli. İşçi çıkarmaların önüne geçecek önlemler alınmalı, Sosyal Güvenlik primi ve vergi muafiyeti gibi istihdamı özendirecek tedbirler hayata geçirilmelidir.

 
< Önceki   Sonraki >