|
Tarım ve Köy işleri Bakanlığı tarafından hazırlanan ve yakında yasalaşması için Başbakanlıktan TBMM’ne gönderilecek olan “ Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu Taslağı ”; gıda maddesi üreten, satan ve toplu tüketime arz eden gıdacı esnaf ve sanatkârlarımızı maalesef kucaklayan bir yasa taslağı değil…
İzmir Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği olarak; “ Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu Taslağı ” nın yeniden ele alınarak;
1- Gıda, Yem Hizmetleri ve Resmi Kontrol,
2- Veteriner Hizmetleri,
3- Bitki Sağlığı Hizmetleri adı altında üç ayrı Kanun olarak düzenlenmesi ve yapılacak olan çalışmalarda, başta TESK ve TOBB olmak üzere; TMMOB’ne bağlı Ziraat, Gıda ve Kimya Mühendisleri Odasının yanı sıra, Veteriner Hekimleri Odasının da görüşlerine mutlaka yer verilmesi gerekmektedir.
İzmir Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği olarak; “ Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu Taslağı ” ile ilgili olarak hazırlamış olduğumuz ve ilgili mercilere iletmiş olduğumuz görüşlerimiz, aşağıda şu şekilde sıralanmıştır.
1- Taslağın “ Resmi Kontrollerin, Veteriner ve Bitki Sağlığı Hizmetlerinin Finansmanı ve Harcamaları ” başlığı altındaki 35. maddesi; bundan böyle gıda işyerlerinin denetimleri sırasında, tüm işyerlerinden yani gıdacı esnafımızdan ücret alacağına dair hükmü içermektedir.
Ülkemizde sayıları 50.000 civarında olan gıda maddesi üreten işyerleri ile sayıları 450.000 civarında olan gıda satış ve toplu tüketim yeri sahibi olan esnaf, sanatkâr ve tacirlerimiz; zaten zor şartlar altında ayakta kalma mücadelesi verirlerken, bir de devletimizin denetim ve kontrol hizmeti adı altında bu işyerlerimizden ücret alacak olması, sosyal adalet ilkelerine aykırı tutum ve davranıştır.
Tasarıdaki ücret alınacağına dair ifade; Anayasanın 173. Maddesinde yer alan; “ Devlet esnaf ve sanatkârı koruyucu, destekleyici tedbirleri alır ” ifadesinin ruhuna da aykırı bulunmaktadır.
Devletin; desteklemek, korumak zorunda olduğu esnaf ve sanatkârı, adeta bir para kaynağı gibi görüp, zaten devlet olarak ücret almadan yapması gereken denetim hizmetini, bir de kendisinden ücret alarak yapacak olması, kabul edilebilir bir davranış değildir.
Bu yanlış uygulama, ileride çeşitli konularda kontrol ve denetim görevi yapan diğer kamu kurum ve kuruluşlarına da yanlış örnek olabilecek bir durumdur. Bu nedenle gıda kontrol ve denetim hizmetlerinden, kesinlikle ücret alınmaması gerekmektedir.”
2- Taslakta ayrıca gıda maddesi üreten işyerlerinde gıda güvenliğinin sağlanmasında etkin rol oynayacak olan sorumlu yöneticilere, personel adı altında yer verilmiş olup, bu konu taslakta net ve anlaşılabilir değildir.
Bilindiği gibi ülkemiz genelinde sayıları 50.000 civarında bulunan gıda maddesi üreten işyerlerinin çok büyük çoğunluğu; 20 Beygir Gücünün altında motor gücüne sahip olan fırın, pastane, unlu mamul tesisi gibi işyerleri olup, bu işyerlerinin sahibi olan esnaf ve sanatkârlarımız, Milli Eğitim Bakanlığı’ndan aldıkları ustalık belgesine sahip olmalarının yanı sıra, Tarım ve Köy işleri Bakanlığı ile TESK / TOBB işbirliği içinde açılan Sorumlu Yönetici Usta Eğitim Kursuna katılıp “ Sorumlu Yönetici Usta Eğitim Belgesi ” almış olan kişilerdir.
Sorumlu Yönetici Usta Eğitim Belgeleri her ne kadar Danıştay tarafından iptal edilmiş ise de, bu belgelerin kazanılmış hak sayılıp tekrar geçerli kılınması konusunda TESK tarafından açılan dava halen sonuçlanmamıştır. Bu dava sonuçlanmamasına rağmen, Tarım ve Köy işleri Bakanlığı, üzerinde kendi il müdürlerinin de imzası bulunan bu belgeleri gıdacı esnafımızdan maalesef geri almış bulunmaktadır.
Bakanlık tarafından belgesi geri alınan bu esnaf ve sanatkârlarımız, içinde bulundukları ağır ekonomik koşullar nedeniyle, zaten ayakta kalma mücadelesi vermektedir…
Bu nedenle; yasa tasarısında, işyerinin toplam beygir gücü 20 beygir gücünün altında olan fırın, unlu mamul tesisi, pastane v.s. işyerlerinde; sorumlu yönetici olarak, yine eskiden olduğu gibi “ Sorumlu Yönetici Usta Eğitim Belgesi ” sahibi olan esnaf ve sanatkârlarımızın, sadece kendi işyerinde sorumlu yöneticilik yapmalarına imkân sağlayacak yeni bir düzenleme yapılmalıdır.
Bunun dışındaki tüm işyerlerinde ise yapılan işin nevine göre, gıda bilimi konusunda lisans ya da ön lisans seviyesinde eğitim almış kişilerin yine eskiden olduğu gibi sorumlu yönetici olarak görev yapmalarına imkân sağlanmalıdır.
Zira büyük kapasitede üretim yapan gıda işyerlerinde, şu an ülkemizde uygulanması zorunlu olan HACCP gıda güvenlik yönetim sisteminin sürdürülebilir şekilde uygulanabilmesi, ancak bu işyerlerinin lisans ya da ön lisans seviyesinde eğitim almış sorumlu yöneticileri istihdam etmeleri sayesinde mümkün olabilecektir.
Gıda güvenliğini sağlamakla yükümlü olan Tarım ve Köy işleri Bakanlığı’nın, sorumlu yöneticilik gibi oldukça önemli bir konuda, çok daha duyarlı olması ve bu yasa taslağında bu konuya yine eskiden olduğu gibi; mühendis, tekniker ve ustalarımızı da dâhil edecek şekilde yer vermesi gerekmektedir.”
3- Taslakta ayrıca; Bakanlığın gıda denetimi konusunda yetki vereceği kurumlar net bir şekilde belirtilmemiştir.
Bakanlık tasarıda; bu Kanun kapsamındaki cezai yaptırımların uygulanması ile ilgili yetkiler hariç, kontroller ve mücadele hizmetleri ile ilgili uygun göreceği görevler için belediye ve il özel idarelerini pek ala görevlendirebilir.
Kaldı ki şu an yürürlükte bulunan 26.09.2008 tarihli “ Gıda Güvenliği ve Kalitesinin Denetimi ve Kontrolüne Dair Yönetmelik ” gereği, zaten belediye ve il özel idareleri bu konuda yetkili kurumlardır. Bakanlık kendi yönetmeliğinde bu konuda yetkili idare olarak belediye ve il özel idarelerinin adına yer verdiği halde, hazırladığı yeni gıda taslağında bu kurumların adına her nedense yer vermemiştir…
Bakanlık, taslakta bir değişiklik yaparak; gıda denetimi konusunda görev verdiği kurum ve kuruluşlar ifadesi yerine, belediye ve il özel idareleri ifadesine mutlaka yer vermelidir.
Bakanlık ayrıca bunun dışında; kontroller ve mücadele hizmetleri ile ilgili olarak, uygun göreceği görevler için kamu kurumu niteliğindeki örneğin TESK ve TOBB gibi kurum ve kuruluşları da, cezai işlem hariç, sadece kendi üyelerine yönelik denetim yapmaları kaydıyla görevlendirmelidir.
Bakanlık; görev verdiği bu kurum ve kuruluşları, verilen görevle ilgili olarak denetlemeli ve görev vereceği bu kurum ve kuruluşların taşıması gereken özellikleri, verilecek görevler ile görev verme koşullarını belirlemelidir.
4- Taslakta ayrıca; tüm gıdacı esnafımızın işyerinde HACCP sistemini uygulamaları zorunlu kılınmaktadır.
Kapasitelerine, büyüklüklerine bakmadan tüm gıda işletmelerinin, tehlike analizi ve kritik kontrol noktaları yani HACCP sistemi ilkelerine uygun üretim yapmaları, ülke gerçeği ile çelişmektedir.
Günde bir çuval undan yufka yapan yufkacı, 5 çuval undan ekmek yapan fırıncı, simit yapan simitçi ile tonlarca undan ekmek yapan fırın, tonlarca sütten yoğurt, peynir yapan mandıra, ya da binlerce kutu konserve yapan bir fabrika aynı kefeye konulmakta ve tüm bu işyerlerinin HACCP sistemini işyerlerinde uygulamaları istenmektedir.
Hâlbuki 60 Beygir Gücünün üzerinde motor gücüne sahip ve büyük çapta üretim yapan, işin nevine göre bünyelerindeki mühendis ya da veteriner hekim çalıştıran işyerlerinde bu sistem zorunlu uygulanmalı, bunun dışında 60 Beygir Gücünün altında ve özellikle büyük çoğunluğu 20 beygir gücünün altında olan işyerlerinde ise bu sistem yerine; HACCP sisteminin ön gereksinimleri olan GMP ( İyi Üretim Uygulamaları ) ve GHP ( İyi Hijyen Uygulamaları ) sistemleri temel alınarak hazırlanan İyi Uygulama Kılavuzları eşliğinde üretim yapılması zorunlu hale getirilmelidir.
Kaldı ki Tarım ve Köy işleri Bakanlığı, başta TESK ve ilgili feder4asyonlarımız olmak üzere, üniversite, sanayi ve gıda ilgili faaliyette bulunan kuruluşları ile İyi Uygulama Kılavuzları bununla ilgili olarak çalışmalarını sürdürmektedir.
|